Özdağ: Biz sanayi devrimi yaşanırken var olan sanayisi küçülen bir ülkeyiz
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, ekonomik tablo, güvenlik sorunları ve TBMM’de yayımlanan ortak rapora ilişkin eleştirilerde bulundu.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, ekonomik tablo, güvenlik sorunları ve TBMM’de yayımlanan ortak rapora ilişkin eleştirilerde bulundu.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “Türk Milleti Basın Toplantısı” kapsamında ekonomi, güvenlik ve terörle mücadele başlıklarında değerlendirmeler yaptı. Ramazan ayının yüksek enflasyon ve özellikle gıda fiyatlarının arttığı bir dönemde karşılandığını belirten Özdağ, gelir dağılımındaki bozulmaya dikkat çekti.
Tüm milletin ramazan ayını kutlayarak, hayırlara vesile olmasını dileyen Özdağ, "Ramazan ayını yüksek enflasyon, özellikle yüksek gıda enflasyonunun yaşandığı bir ortamda idrak ediyoruz. 16 milyon 800 bin emekli, dul ve yetimin, milyonlarca asgari ücretlinin aldıkları sosyal yardım niteliğindeki maaş ile zaten zorunlu olarak oruç tutmak zorunda kaldıkları bir ekonomik buhranda Ramazan'ı idrak ediyoruz. Buna karşılık küçük bir azınlık servetine servet katıyor. En zengin yüzde 1 servetin yüzde 20'sini kontrol ediyor. En zengin yüzde 10 servetin yüzde 68'ini kontrol ediyor. 44 milyon yurttaşımız ise toplam servetin ancak 2,7'sini kontrol ediyor. İşte bu Türkiye'deki bütün zenginliğin yüzde 68'ini kontrol eden yüzde 10 haksız bir zenginlik ve lüks içinde yaşarken, lüks araçları peynir ekmek gibi alırken, servetin ancak yüzde 2,7'sine ulaşabilen 44 milyon vatandaşımız pazardan 2 kilo domates, 2 kilo soğan almakta zorlanıyor. OECD ülkeleri arasında et, balık, tavuk eti tüketiminde son sıradayız. Birileri lüks içinde yaşarken milyonlarca insan pazardan iki kilo sebze almakta zorlanıyor.” dedi.
Özdağ, 2002'den bu yana polis olmanın zorluklarına dikkat çekerek "Önce emniyet teşkilatını denetimi bir terör ve casusluk örgütünün eline geçti. Ve vatansever polisler, Anayasaya, devlete bağlı polisler kendi teşkilatlarının içerisinde bir terör ve casusluk örgütünün mensupları tarafından taciz edildiler, tasfiye edildiler, komplolara maruz kaldılar. Sonra başka cemaat ve tarikatların etkinlik kurduğu bir döneme girdik ve şimdi o dönemden geçiyoruz. Polislik meslek kimlik aidiyetinde ciddi bir zayıflamanın olduğunu görüyoruz. 2026'nın ilk 45 gününde 10 emniyet mensubu intihar etti arkadaşlar. Bu terörle mücadelede verdiğimiz şehit sayısından daha fazla. Mobbing, aşırı çalışma, ekonomik sorunlar ve ikinci-üçüncü şark gibi uygulamalar polisleri tükenmişliğe sürüklüyor. İçişleri Bakanlığı artık bu sorunu görmezden gelemez” açıklamasını yaptı.
Uyuşturucu ve organize suç konusuna değinen Özdağ, “Türkiye uyuşturucuda transit ülke olmaktan çıkıp hedef ülke haline geldi. Organize suçta Avrupa’da birinci, dünyada 14’üncü sıradayız. Yılda 200 milyar dolara yakın kara paradan söz ediliyor. Uyuşturucu ve sanal kumar aileleri dağıtıyor. Gerekirse zorunlu tedavi sistemini devreye sokacağız. Baronlara göz açtırmayacağız. Türkiye tertemiz olacak” ifadelerine yer verdi.
Sanayide daralma yaşandığını öne süren Özdağ, “Türk sanayisi çok ağır bir kriz içerisinde. 1996’da sanayinin milli gelirdeki payı yüzde 25’ti, bugün yüzde 17’ye geriledi. Yani Türkiye sanayisizleşiyor. Dünya yapay zeka eksenli yeni bir sanayi devrimine giderken biz bu sanayi devrimi yaşanırken var olan sanayisi küçülen bir ülkeyiz. Türk sanayicisi rekabet gücünü kaybediyor. Tarım azalıyor, üretim düşüyor. Çözüm planlı ekonomidir, Devlet Planlama Teşkilatı yeniden kurulmalıdır” dedi.
TBMM’de yayımlanan ortak rapora yönelik eleştirilerinde ise Özdağ şu ifadeleri kullandı:
“Bu rapor Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin çıkarmış olduğu ilk milli, üniter, laik devleti ortadan kaldırmaya dönük resmi rapordur. Evet, terörsüz bir Türkiye'yi bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları istiyor. Ancak bunu terör örgütüyle pazarlık yaparak, terör örgütünün taleplerini kabul ederek ve Türkiye'yi etnisiteler, mezhepler ekseninde bölerek yapamazsınız. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde tek bir Türk milleti yaşar. Türk, Kürt, Arap diye ayrı halklar üzerinden siyaset üretmek Türkiye’yi Lübnanlaştırmak demektir. Bu, Türkiye'yi Iraklaşmaya sürüklemek, Türkiye'yi Yugoslavyalaştırmak demektir. On yıllardır süren acıların kaynağı Kürt sorunu değil, dış destekli PKK terör örgütü ve onun yandaşlarıdır."
Hibya Haber Ajansı© Copyright 2026 muratlihaberler.com.tr Tüm Hakları Saklıdır. Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.